Yaygın gelişimsel bozukluklar (YGB); erken çocuklukta sosyal beceri, dil gelişimi ve davranış alanında uygun gelişmeme veya kaybın olduğu bir grup psikiyatrik bozukluktur. Genel olarak bu bozukluklar gelişimin birçok alanını etkilerler ve kalıcı işlev bozukluklarına yol açarlar.
Bu grupta beş bozukluk tanımlanmıştır.
Otizm, yaşamın erken dönemlerinde başlayan ve yaşam boyu süren, sosyal ilişkiler, iletişim, davranış ve bilişsel gelişmede gecikme ve sapmayla giden nöro-psikiyatrik bir bozukluk olarak kabul edilmektedir. Genellikle 3 yaşından önce başlar.
Otizm tüm sosyoekonomik düzeylerde ve tüm dünyada görülen bir bozukluktur. Toplumda otizm spektrum bozukluğunun 3.3-16/10.000 oranında olduğu bildirilmektedir. Ancak, yaygın gelişimsel bozukluk ve tüm otizm spektrum bozukluk yelpazesi ele alınacak olursa 10.000’de 21 kadar görüldüğü belirtilmektedir. Otizm bozukluğunda erkek/kız oranı 3/1 ya da 5/1 olarak bildirilmektedir. Ancak kız çocukları erkek çocuklara göre daha ciddi etkilenme eğilimindedirler.
Bugün, otizm spektrum bozukluğuna neyin neden olduğu bilinmemekle birlikte genetik temelli olduğuna ilişkin bulgular vardır. Ancak hangi gen ya da genlerin sorumlu olduğu henüz bilinmemektedir. Çevresel faktörlerin de otizme yol açabildiğine ilişkin görüşler vardır. Hem genetik temellerin hem de çevresel faktörlerin etkileri üzerine çok sayıda araştırma yapılmaktadır.
Otizmin çocuk yetiştirme özellikleriyle ya da ailenin ekonomik koşullarıyla hiçbir ilişkisi yoktur; bu nedenle otizm spektrum bozukluğunu her çeşit toplumda, farklı coğrafyalarda, ırkta ve ailede rastlanmaktadır.
Otizm, şu anda sahip olduğumuz bilgi ve yöntemlerle tamamen tedavi edilememekle birlikte uygun bir eğitim planı ve bazı durumlarda ilaç tedavisi ile bazı belirtileri ortadan kalkabilir, uyum yetenekleri ve becerileri geliştirilip kendi kapasitesi içinde mümkün olan en üst düzeye gelebilir.
Otizmi tedavi eden herhangi bir ilaç yoktur. Ancak; otizmde kullanılan ilaçlar daha çok otizmli bireylerde görülen hiperaktivite, saldırganlık, yeme sorunları, epilepsi nöbetleri, depresyon, sıkıntı gibi durumlara karşı kullanılır.
Göz kontağı kurmazlar. Gözlerinize baksalar bile kısa sürelidir veya sizden uzaklara bakıyormuş gibidirler.
Huzursuz görünürler.
Sözel veya sözel olmayan (yüz ifadesi gibi) birtakım ifadelere tepki vermeyebilirler. (Seslenildiğinde duymuyormuş gibi davranırlar.)
Bazıları birtakım ses, koku, ışık veya dokunuşa aşırı hassastırlar.
Bazıları ise sıcak, soğuk veya herhangi bir acıya karşı oldukça duyarsızdır.
Etraftaki birtakım değişikliklere stresli bir tepki gösterirler. Bazı çocuklar ev veya oda düzenlerinin bozulmasına karşı aşırı tepki gösterirler. (Örneğin, evdeki eşyaların yerleri değiştirilmişse, eşyalar eski yerlerine konana kadar kendilerini yerden yere vurup ağlayabilirler.)
Rutin olarak görmeye ve yapmaya alıştıkları şeyleri severler. Zihinlerinde yaşadıkları ortamın bir haritasını gezdirirler ve yapılan her küçük değişiklik çocuğun daha fazla stres yaşamasına neden olur.
Bazı çocuklar çok saldırgan olurlar. Kendilerine, başkalarına ya da eşyalara zarar verebilirler.
Tehlike ve korku duygusu hissetmezler. (Örneğin; korkusuzca trafiğe çıkabilir, ateşle oynayabilirler.)
Yemek yeme bozuklukları vardır. Bazıları yenmez şeyleri yemekten hoşlanabilir.
Kullandıkları kelimeler çok sınırlıdır ve genellikle etraflarında sık duydukları sözleri kullanırlar. Bazen de konuşulanları papağan gibi tekrarlayabilirler.(Ekolali)
Sosyal ve duygusal açıdan kendilerini izole ederler. (Örneğin; birilerini önemsemezler, ya da birileri yerlerini işgal ettiğinde veya zorunlu bir aktivite yapmak durumunda kalınca, istenmeyen bir obje gibi orayı terk ederler.)
Çoğunlukla insanları değil de objeleri ve cansız varlıkları tercih etmektedirler.
Yaşadıkları duygular genellikle anında ve kesindir. İhtiyaçları önceliklidir.
Parlak şeylere çok ilgi duyarlar. İlgileri belli bir şeye yöneliktir ve bu şey ortadan kaldırılırsa çocuk kriz geçirir. Otizmli çocuklar bazı şeylere çok bağlıdır. Konserve kutuları, boş deterjan kutuları, plastik şişeler ve plastik kapaklar gibi. Sevdiği bir şey kaybolursa bulunana kadar huzura kavuşmazlar.
Yüksek sese karşı ilgisiz olanlar olduğu gibi bazı seslere şiddetli tepki gösterenler de vardır. Bazısına motosiklet ve köpek havlaması işkence gibi gelir.
Hayatı boyunca konuşamayanlar olabilir.
Otizmli çocuk; yürüyüşüne dikkat etmeden merdivenleri inip çıkabilir, bisikletini dikkatini vermeden sürebilir. Hatta pek çoğu karanlıkta eşyalarını bulabilir.
Dokunulmayı sevmese de sıkı sarılmalardan hoşlananları vardır.
Ellerini çırparlar, yüz göz hareketleri yaparlar ve başları dönmeden kendi etraflarında dönerler. Çoğu parmak uçlarında yürür. Birçok otizmli ellerini ya da eşyaları gözlerine çok yakın tutarlar. Bir kısmı güzel yürür, tırmanabilir ama bir kısmı da sakar olup dengesiz yürür tırmanmayı sevmez. Bazılarının parmak becerileri güzel ama yürüme ve konuşması iyi değildir. Hemen hemen hepsi yürürken kollarını çapraz sallamayı oldukça geç öğrenirler.
Bazı çocukların kendilerine ait rutinleri vardır; sandalyeye oturmadan önce bir kere iskemlenin etrafında dolaşmak gibi.
Bazıları para gibi yuvarlak şeyleri döndürmeye meraklı ve beceriklidir. Dönen şeylere bakmaya doyamazlar.
Pek çoğu müziği sever ve şarkı söyler.
Otizmli çocukların duygusal gelişimi öteki çocuklarınki gibi olup tek farkı gelişimin gecikmesidir. Bir yaşındaki çocuğun annesinin arkasında ağlama özelliği otizmli bir çocukta dört veya beş yaşlarında ortaya çıkabilir.
Otizmli çocukların çoğu suyla oynamayı ve otomobille dolaşmayı çok severler.
İletişim için konuşmayı çok fazla kullanmazlar. İsteklerini ifade etmek için ve isteklerine ulaşmak için kişilerin elinden tutarak bunlara ulaşmaya çalışırlar.
Bazılarında uygun olmayan ortamlarda nedeni bilinmeyen gülmeler görülür.
Başkalarının duygularını anlamakta zorlanır ve buna uygun tepkiler veremeyebilirler.
Taklit yetenekleri sınırlıdır.
Bu sendromda tipik olarak otizmli çocuklarda görülen sosyal ilişki ve iletişim sorunlarının yanı sıra dar ilgi alanı görülür. (örn. Hangi tarihin hangi güne geldiğini hesaplamak, uzun bir metni ezberlemek gibi) Çok sınırlı bir konuda çok derin bilgilere sahip olurlar. Otizmden farklı olarak zamanında konuşmaya başlarlar. Aşırı bilgiçlik ve el becerilerinde özel sorunlar çok tipiktir. Bu çocuklar normal veya üstün zekaya sahiptirler. Mekanik oyuncaklara çok düşkünlerdir. El-kol hareketleri, mimikler ve vücut dilini kullanma konusunda sorunları vardır.
Bu çocuklarda doğumdan sonra en az iki yıl tamamen normal gelişim söz konusudur. Sıklıkla 3-4 yaşları arasında ortaya çıkar. Bu tanıyı koyabilmek için belirtilerin 10 yaşından önce gelişmiş olması gerekir. Çocukluk dezintegratif bozukluğunun başlaması ile huzursuzluk, kaygı ve daha önce kazanılmış olan (konuşma gibi) becerilerin hızla yitirilmesi gözlenir.
Rett sendromu özellikle kız çocuklarında görülen bir sendromdur. En önemli belirtisi normal bir doğum ve ilk beş ay normal gelişimi takiben bebeğin başının büyümesinin giderek durması ve kafa çapında görülen küçülmedir. Rett sendromu olan çocuklar, ellerini belli bir amaca yönelik olarak kullanmaktan vazgeçmeleri ve tipik el hareketleri (çamaşır yıkıyormuş gibi) ile ayırt edilir. İlk bir yıl içinde sosyal iletişimleri bozulur, daha ileri yaşlarda eğer yürümeye başlamışlarsa yürümeleri de bozulur. Konuşmaları gelişmez veya gecikir.
Karşılıklı toplumsal etkileşimde ağır ve yaygın gelişimsel bozukluk olmasının yanı sıra sözel ve sözel olmayan iletişim becerilerinin gelişmesinde bir bozukluk olmasına ya da basmakalıp davranış, ilgiler ve etkinlikler bulunmasına karşın özgül bir yaygın gelişimsel bozukluk belirtilerini tam karşılamayan, gözlenen semptomların tanı koymak için yetersiz kalması durumunda konan tanıdır.
Özel teklifler ile alakalı bildirimleri alın.